Anasayfa / Moda / Hitit Edebiyatı

Hitit Edebiyatı

 HİTİT EDEBİYATI

 
 
 
Boğazkale'de 1906 yılından bugüne kadar bir asırdan fazla bir zamandan beri arkeolojik kazılar devam ediyor. Şuan ilçe merkezinin üzerindeki yedi km. karelik bir tepe üzerinde bulunan sit alanının yaklaşık üçte biri kazılmış durumda. Bu kazıların yaklaşık 200 yıl daha devam edeceği tahmin edilmektedir. Yapılan kazılarda tarihte önemli bir uygarlık kentinin kurulduğu Boğazkale'de Hitit kültür ve edebiyatı hakkında kilden yapılmış bir çok yazılı tabletler bulunmuştur. (Yaklaşık Hattuşa’dan 35.000 kilden tablet bulunmuştur. Bu tabletlerin 11.000 tanesi yurt dışına kaçırılmıştır. ) MÖ 3000 yıllarında yazıyı kullanan Hititler kendilerinden sonra bütün milletleri yüzyıllar boyunca etkileyecek zengin bir edebiyat bırakmışlardır. Bu edebî eserler şiir, hikaye, tiyatro ve destan gibi ürünlerdir. Hititler kendilerinden önce yaşayan Hurrilerden bir takım edebi bilgiler öğrenmişlerdir. Hurrilerin kendilerine ait bir dilleri ve alfabeleri vardır. Bu dönemde çivi ile taşlar ve tabletler üzerine yazılmış edebi eserler birbirleriyle benzerdir. Hititçe, Akadça ve Hurrice yazılan bu metinler genellikle, masal, destan, tiyatro ve şiir gibi edebi türlerdir. Bu tiyatro metinlerinde ele alınan konular, Tanrılar ve soylulardan oluşan kahramanlar daha sonra Ege kıyılarında kurulan Yunan medeniyetinin de esin kaynağı olmuştur. Bugün Batı medeniyetinin kültürel alandaki temelini Yunan medeniyeti oluşturur. Yunan medeniyetinin temelini de Anadolu’da kurulan, Hitit, Hurri ve Akad medeniyeti oluşturur. Hititlerde sarayda yazıcı olabilmek için birkaç dili bilmek, ayrıca zengin bir kültüre sahip olmak gerekiyordu. Bunun için yerli yazıcıların yanında Mısır ve Babilden saraya yazıcılar alınmıştır. Bu kişiler kendi kişisel bilgi ve becerilerinin yanında Hitit edebiyatının özünü oluşturan mitolojik birikim de getirdiler. Bunun yanında yazıcılar ferman, yıllık ve anlaşma gibi resmi ve yarı resmi metinleri de yazmakla görevliydiler. Bu kişilerin de katkılarıyla Hititler tarihte zengin bir edebiyat oluşturmuştur. Yazıcıların canlı anlatım yeteneklerinin üstün olması, yaşayan karakterler yaratma becerileri, edebi anlamda dili güzel kullanmaları edebiyatın insanlar üzerindeki etkisini arttırmışlardır. Daha çok tiyatroya yönelmeleri de sanatın toplum için yapıldığının bir göstergesidir.

Bugün Dünya kültürünün temeli ilk şehir devletini kuran Mezopotamya’da atılmıştır. Buradan Mısır ve Babil’e geçmiş sonra yazıcılar katkısıyla Hititlerle birlikte Anadolu’ya daha sonra da Yunan ve Avrupa’ya dağılmıştır. Hititler Hint Avrupa dillerini konuştukları için bugünkü Avrupa kültürünün ilk tohumları bu topraklarda Hititler tarafından atılmıştır. Hititlerin mitolojileri daha sonra Eski Yunan ve Roma hatta İncil’i bile etkilemiş bunların esin kaynağı olmuşlardır. Bu temel düşünceyi bugün batılılar da kabul etmektedirler. Bu konuda:

“Hititçede geçen epik (kahramanlık) şiirlerle Erken Yunan şiiri arasında reddedilemeyecek kadar benzerlikler vardır. İlk Yunan Şairlerinin tanrılar arasındaki savaşlar ve cennetin krallığı gibi konuların kaynağı olarak bir şekilde Hitit öykülerine ulaşmış olduklarını kimse reddedemez. Çünkü bunlar Hattuşa’da bizim Hitit versiyonu olarak karşımıza çıkarken öte yanda yüzyıllar sonra Erken Yunan şairlerin de ve Homeros’un yazdığı tiyatro eserlerinde de karşımıza çıkmaktadır.” David Hawsinki, London of University

Batı kültürünün temelini Eski Yunan döneminde Homeros'un (M.Ö 8. veya 9. yy) yazdığı İlyada ve Odisseus destanları oluşturur. Homeros İzmir'de (Smyrna) yaşamıştır. Rönesans (Aydınlanma Çağı) oluşmasına yol açan bu Antik Yunan yazarlarının çoğu Anadolu'da yaşamıştır. Bu eserlerde daha çok akıl ve sağduyu ile hareket etme söz konusudur. Batı toplumlarının aklıyla hareket etmesi, Doğu toplumlarınının da (biz dahil) duygusal hareket etmemiz ve bu yönde eserler vermemiz, kültürel ve ekonomik sahada geri kalmamızın en büyük temel noktasıdır. (Bizdeki edebiyat yüzyıllar boyu aşk=duygusal konuyu işlemiştir. Batı ise ilk çağdan itibaren akılcılığı aşılamıştır.) Batı kültürünün temelinde Hititlerin kültürel birikimleri vardır, şekil ve içerik bakımından benzer konular işlenmiştir. Mitolojilerde bir toplumun değer yargıları, gelenekleri, gereksinimleri anlatılır. Hitilerde akraba evliliğinin yasaklanması, aile yapısının korunması, dürüstlük, krallara bağlılık, misafirperverlik, baştaki insanların (Hititlerde Krallar) yanlış davranmamaları, efsaneleri, savaşları Hititlerin edebi eserlerinin ( şiir,hikaye, tiyatro, dini metinler) temel konuları olmuştur.

 

Bir Hitit Şiiri

Neşa giysileri, Neşa giysileri,

Bağla beni, bağla!

Götür beni annemin yanına!

Bağla beni!

Götür beni oğullarımın yanına,

Bağla beni!

 

 

Neşa, Anadolu'da Kayseri Kültepe'de kurulmuş eski ve çok önemli birşehirdir. Asurlu tüccarların Anadolu'ya geldikleri tarihte kurulmuş bir ticaret kentidir. Neşalı sözcüğü aynı zamanda Hititli anlamına gelmektedir. Bu şiirde; memleketimin kıyafetlerini üzerime giyeyim, kraliçemin ve annemin yanına gururla gideyim, oğullarımla aynı sıraya koyun ve savaşayım gibi anlamlar çıkmaktadır. Hititlerde kadınların en az erkekler kadar ön planda olduğunu görüyoruz. Buradaki kıyafetler devletin resmi elbisesidir. Bu şiir kadınların devlete olan bağlığı, çocuklar üzerinde kadınların rolü ve Hititlerde aile yapısı hakkında bilgi veriyor. Onların toplumca savaşçı bir millet olduklarını çıkarıyoruz. Zira yüzyıllar boyunca yaşamalarının sırrı da bu olsa gerek.

 

 

Arif EGEMEN

Boğazkale, Aralık 2005

 

* Bu makale 06.02.2006 tarihinde Çorum Haber Gazetesi'nde yayımlandı.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!